Haset Nedir? Yani, Niye Kıskanıyoruz?
Haset, yani bir kişinin sahip olduğu şeyleri, başarıları, hatta bazen varlıklarını bile başkalarıyla kıyaslayarak onlardan bir parça almak istemek… Bu, arada bir herkesin aklından geçebilecek bir şeydir ama mesele ne kadar sık düşündüğümüz ve bu düşünceleri ne kadar içselleştirdiğimizle alakalı. Şimdi, mesela şöyle bir düşün:
O an bir arkadaşın Instagram’da tatildeyken çektiği fotoğrafı görüyorsun ve “Vay be, keşke benim de param olsa, ben de o tatile giderdim!” diyorsun. Normal değil mi? Ama işte tam burada devreye “haset” giriyor. Yani, aslında senin içindeki “keşke” duygusu, başkalarının sahip olduklarını istemek ve bu isteme hali de zamanla ruhumuza sıçrayabiliyor.
Tabii, İslam kültüründe bu durum daha derin bir anlam taşıyor. Hazreti Muhammed’in (S.A.V) hasetle ilgili pek çok hadisinde, bu duygunun ne kadar zararlı olduğu ve insanları nasıl kötü bir hale getirebileceği anlatılır. Ama gelin, bunu ciddi ciddi ele almadan, biraz da mizahi bir bakış açısıyla bakalım.
Haset ve Günümüz Gençliği: “Ben De O Tatile Giderim!”
Evet, şimdi geldik modern zamanın en büyük hastalıklarından birine: haset! Düşünsenize, biz İzmirli gençler olarak sahilde güneşlenmek için en iyi açıya yerleşiyoruz (Tabii, bir de plajda kimse bizi rahatsız etmesin diye). Ama bir baktık ki, bizim bir arkadaş, yani tam da cebinde “bir gün zengin olacağım” yazan bir telefonla, tatilden fotoğraflar paylaşıyor. Hem de yüzlerce “hashtag”le!
Şu an içinde bir kıskanma duygusu var mı? Belki! Ama işte asıl mesele, bu kıskanmayı içselleştirip “Ben de o kadar paraya sahip olsam, şu tatili ben de yapardım” demek. Ama sonra aklına geliyor: “Ya, ama o Instagram’da biraz fazla iyimser davranmış, ya o fotoğraf gerçek değilse?” Yani iç sesin devreye giriyor, tam bir içsel monolog.
İç Sesim:
“Hadi be, kim o kadar parayı hak ediyor, tatilde yalnızca selfie çekenler mi?”
“Peki ya tatil fotoğraflarının arka planında kim bilir ne tür bir dram var?”
“Yok be, ben tatilimi kendi huzurumda yaparım, onlara bakıp kıskanmak da neymiş?”
Ama işte bu iç ses, senin aslında haset duygusuyla başa çıkmanı sağlayan akılcı yönün. Yoksa, haset seni ele geçirip “Ahh, keşke ben de öyle birini tanısaydım da o parayı o da bana verseydi” gibi saçma sapan düşüncelerle seni hapsederdi.
Hasetle İlgili Hadisler: O Kadar da Ciddi Olmasak?
Hazreti Muhammed (S.A.V), hasetle ilgili oldukça etkili hadisler söylemiştir. Bunlardan biri şu şekildedir:
> “Hırs ve haset, insanın kalbini bitirir. O kadar ki, kişi, her şeyin bir başkasından alındığını düşünerek kendi kalbini zehirler.”
Bu hadis aslında günümüz gençliğine de çok yakın bir noktada. Düşünsene, Instagram’da gördüğün o pahalı arabayı ya da lüks hayatı biraz fazla kıskandığında, bir noktada içsel huzurunu kaybediyorsun. Çünkü her şeyin dışarıdan görünen kısmını görmek, içsel huzuru bulmak ve gerçek değeri anlamaktan çok daha kolay.
Günümüz İzmirli Gençliği:
Bir arkadaşımın “yeni” arabası hakkında, ben de şöyle bir yorum yapmıştım:
“Vay! Zengin oldun, değil mi?”
“Yok ya, taksitle aldım,” demişti.
Ve ben de, içimde, “Hadi canım, kimse taksitle araba almıyor!” diye geçirmiştim. Şimdi, buradaki kıskanma hissi tamamen içsel bir tezat ve insanı gerçekten kötü bir ruh haline sokuyor. Ve bunu sürekli yaparsak, kalbimiz bir noktada gerçekten “zehirlenmeye” başlar.
Şimdi, Bir Anı: Bir Araba, Bir Kıskanılan Arkadaş ve Bir Flaşback
Daha birkaç hafta önce, bir arkadaşım bana yeni aldığı arabayı gösterdi. Zaten Instagram’dan da paylaşıp herkesin gözünü boyamıştı. Hepimizin bir şekilde bunu içsel olarak kıskandığı anlar olmuştur ama bu bir noktada şöyle bir absürd hale geldi:
Arkadaşım: “Vallahi abi, araba harika ya!”
Ben: “Evet, harika ama ben de taksitle alırdım, ne var bunda?”
O an düşündüm: “Acaba gerçekten ben bu arabayı kıskanıyor muyum, yoksa sadece içimde bir yerde “benim de böyle bir arabam olsa” mı diye geçiriyorum?”
Herkesin kafasında başka düşünceler var, ama en önemlisi bu duyguyu fazla büyütmemek. Yani haset, sadece düşüncelerimizde var, o yüzden kalbe nüfuz etmeden halletmek lazım.
İslam’da Haset: Ve O Mükemmel Hadisler
Hazreti Muhammed (S.A.V) hasetle ilgili başka bir hadisinde de şöyle demiştir:
> “Haset, insanın kalbinde bir karanlık oluşturur ve o karanlık, insanı iyi düşüncelerden uzaklaştırır.”
Haset, ilk başta küçücük bir düşünce gibi gelir ama bir süre sonra seni yiyip bitirebilir. Ve bu sadece kişisel başarılarla ilgili değil; bazen insanlar, başkalarının mutluluğunu da kıskanabilir. En basitinden, bir arkadaşının sürekli mutlu olduğunu görüyorsun ve içinde bir burukluk oluşuyor: “Ya ben neden bu kadar huzurlu olamıyorum?”
İşte bu küçük ama tehlikeli haset, seni içine çekebilir. Ama Hazreti Muhammed’in (S.A.V) hadislerine göre, bu durumu aşmanın en iyi yolu, şükretmek ve başkalarının sahip olduğu şeylere sevgiyle bakmaktır.
İç Sesim:
“Hadi ya, mutlu olmak o kadar zor mu? Kimse mükemmel değil.”
“Belki ben de onlardan farklı bir hayat yaşıyorum ama bu, benim eksik olduğum anlamına gelmez.”
Sonuç: Hasetle Barışmak
Haset, sadece sana zarar vermekle kalmaz, çevrendeki insanları da etkiler. Ama bir de iyi tarafı var: Başkalarının başarılarına gözyaşı dökmek yerine, onlardan ilham almak ve kendi yolunda ilerlemek seni çok daha mutlu eder. Kısacası, hayatı başkalarıyla kıyaslamayı bırakıp, kendi yolunda ilerlersen, belki de en sonunda kendini bulacaksın.
Ve unutma, biraz espri katmak lazım: İslam’daki haset anlatımlarını okurken, bir yandan bu düşünceleri hafifçe mizahî bir dille düşünmek, insanı biraz rahatlatabilir. Çünkü sonunda hepimiz insanız.
Söylemeden geçemem: Keşke o Instagram’daki tatil fotoğrafları gerçek olsaydı…