Arapça “he” Nasıl Yazılır? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme
İstanbul’da yaşamak, her anı bir nevi gözlem yaparak geçirmeyi gerektiriyor. Birbirinden farklı insanları, farklı yaşam tarzlarını ve söylemleri bir arada görmek, kafamızdaki pek çok önyargıyı sorgulamamıza neden oluyor. Geçenlerde, bir kafede bir grup arkadaşın konuşmasını duydum. Arapça konuşan, birbirlerine hitap ederken “he” zamiri kullanıyorlardı. Bu basit bir dil sorusu gibi görünebilir ama aslında daha derin bir anlam taşıyor. Arapça’daki “he”nin yazılış şekli, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet ile ne kadar bağlantılıdır? Gelin, bu basit sorudan yola çıkarak dilin, toplumsal yapılar üzerindeki etkisini inceleyelim.
Arapça “he”nin Dilsel Temelleri
Arapça, her dilde olduğu gibi, kültürel ve toplumsal yapıları yansıtan bir dil. Arapça’da “he” zamiri (هو) genellikle erkekler için kullanılır. Ancak bu, dilin yalnızca biyolojik cinsiyetle sınırlı bir ifade biçimi olduğunu gösteriyor. Türkçede de benzer şekilde “o” zamiri hem kadın hem erkek için kullanılırken, Arapça’daki “he” daha çok cinsiyeti belirten bir ifade olarak yerini alır. Bu noktada, dildeki cinsiyet ayrımının sosyal ve kültürel etkilerini gözlemlemek ilginç bir konuya dönüşüyor.
İstanbul’da her gün karşılaştığım sahneler de dilin nasıl toplumsal yapılarla şekillendiğini ortaya koyuyor. Toplu taşımada, işyerlerinde ya da arkadaş gruplarında Arapça konuşan insanlar, dilin sadece bir iletişim aracı olmanın ötesinde, toplumsal cinsiyet normlarını nasıl içselleştirdiğini gösteriyor. “He” zamirinin kullanımı, pek çok durumda cinsiyetin baskın bir şekilde kodlandığı bir sistemin parçası olarak karşımıza çıkıyor.
Cinsiyet ve Dil: Toplumsal Yapılar Üzerine Bir Etki
Bir gün işe giderken, yolda karşılaştığım bir grup genç Arapça konuşuyordu. Biri diğerine “he” diyerek hitap etti ve bu sırada kafamda bir soru belirdi: “Bu zamir, sadece bir dil bilgisi meselesi mi, yoksa toplumsal cinsiyetle ilgili daha büyük bir anlatının parçası mı?” Düşünürken, bir an için bu sorunun gündelik yaşamla ne kadar ilişkilendirilebileceğini sorguladım. Dil, toplumsal cinsiyet normlarını şekillendirirken, aynı zamanda bu normları sorgulayan bir araç da olabilir. Her ne kadar Arapça’daki “he” zamiri geleneksel bir biçim olsa da, toplumsal cinsiyet eşitliği ve çeşitliliği adına bu ifadeyi nasıl ele alacağımız önemli bir soru.
İstanbul gibi bir şehirde, toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine yapılan tartışmalar sıkça gündeme gelir. Kadınların, erkeklerin ve farklı cinsiyet kimliklerinin dilde nasıl temsil edildiği üzerine çok şey söylenebilir. Arapça’da “he” zamiri, bir erkeği tanımlamak için kullanılırken, bu durumu toplumsal bağlamda değerlendirince cinsiyetin dil aracılığıyla nasıl kodlandığını görmek zor olmuyor. Bu, bir yandan toplumsal normların dil aracılığıyla devam etmesine yol açarken, diğer yandan eşitlikçi bir dil anlayışının oluşturulması gerektiğini gösteriyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Arapça Dilinde Değişim Olabilir mi?
Bu noktada, sosyal adalet ve dilin rolü üzerine bir başka soruyu gündeme getirelim: Arapça’daki cinsiyet belirleyici dil yapıları, toplumsal çeşitliliği ne kadar yansıtıyor? Özellikle toplumsal cinsiyetin farklı biçimlerde tanımlandığı günümüzde, dilin bu gelişen yapıyı nasıl karşılayacağı, çok daha önemli bir konu haline geliyor. Çeşitli toplumsal grupların ve kimliklerin temsilinin güçlendirilmesi adına, dilin de dönüşmesi gerektiği bir gerçek. Peki, bu dönüşüm sadece kelimelerle mi sınırlı kalmalı? Arapça’da “he” zamirinin, kadınları dışlayan bir biçimde kullanılması, bu dönüşümü zorluyor olabilir. Fakat, bunun yerine dilde daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenirse, toplumsal cinsiyet eşitliği adına önemli bir adım atılmış olur.
Ayrıca, farklı toplumsal kimliklere sahip kişilerin bu dilde kendilerini daha rahat ifade edebilmeleri için bir şeyler yapılabilir mi? Dilin, toplumsal cinsiyet kimliklerini ifade etme biçimlerinin de gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. Farklı cinsiyet kimliklerine sahip kişilerin kendilerini yalnızca “he” ya da “she” gibi ikili bir sistemde tanımlamak zorunda kalmadığı, daha esnek bir dil kullanımı, sosyal adalet adına önemli bir adım olabilir.
Dilin Geleceği: Toplumsal Değişim İçin Bir Araç
Günümüzde Arapça’da kullanılan zamirlerin, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi konularla ne kadar ilişkili olduğunu daha fazla sorgulamamız gerekiyor. Sokakta, işyerlerinde, sosyal medyada ve toplu taşımada karşılaştığımız her farklı söylem, aslında dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, toplumsal yapıları da yansıttığını gösteriyor. Arapça’daki “he” zamirinin kullanımı, günümüzün çeşitlilikçi dünyasında hala toplumsal cinsiyet normlarını yansıtıyor. Ancak, bu dilsel yapıyı dönüştürerek, daha kapsayıcı bir dil kullanımına doğru adım atabiliriz.
Bana kalırsa, dilin sosyal değişim için bir araç olarak nasıl işlediğini düşündüğümüzde, dildeki değişikliklerin sadece kelimelerle sınırlı olmadığını fark etmemiz gerekiyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adalet, ancak dilde de bu değerleri yansıtan bir dönüşümle mümkün olabilir. Arapça’da “he” yazmanın ötesine geçerek, bu dilin toplumsal anlamını dönüştürmek, gerçekten daha eşitlikçi bir toplum yaratmaya katkı sağlayabilir. O zaman, belki de bu zamirin yazılış biçimi, toplumsal yapımızı daha iyi yansıtabilir.